TR
EN
DE
+90 (258) 264 10 30
TR
EN
DE
Tedaviler
Lasik
Katarakt
Glokom
Retina
Genel Göz Muayeneleri
Diyabetik Retinopati
Vitrektomi Tedavisi
Sarı Nokta Hastalığı
Keratokonus Tedavileri
Şaşılık Tedavileri
Göz Kapağı Düşüklüğü
Göz Kapağı Rahatsızlığı
Göz Kapağı Tümörleri
Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığı
Göz Tikleri ve Blefarospazm
 
Randevu Al

Gözün ışığı algılanmasını sağlayan retina isimli sinir tabakasının kan damarlarındaki değişikliklerle karakterize bir hastalık olan Diyabetik Retinopati hastalığının çeşitli yollarla tedavisi mümkündür. Gelişen teknoloji sayesinde Diyabetik Retinopatinin birçok farklı şekilde tedavisi mevcuttur. En iyi tedavi ise korunmak ve kontrole gitmektir.

Hastalığın tedavisini 3’e ayırarak planlıyoruz:

Hastalığının son evresine kadar kişinin gözünde ödem oluşmadığı sürece ve hafif retina hasarı var ise genellikle tedaviye gerek yoktur. Ciddi hasar mevcutsa, son evre bozuklukların tedavisi için Lazer yöntemi kullanılmaktadır. Lazer tedavisinde en az iki ve daha üstü seanslar şeklinde mevcut görmenin korunması sağlanır. Burada hastanın gözünde sonradan oluşan kan damarlarının yakılarak kapatılması amaçlanır. Kanama başlamadan önce uygulanan lazer daha yararlı olur.

Lazerler günümüzde bilimsel araştırma, tıp, sanayi, ışık gösterileri ve kompakt disk tarayıcılarında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Tedavi amaçlı olarak kullanılmaları icatlarından çok kısa bir süre sonra başlamıştır. Türkçede lazer olarak yazılan kelime aslında İngilizcede "light amplificationa by the stimulated emission of radiation" tanımın baş harflerden oluşmaktadır. Işığın iki ayır özelliği vardır. Bunlardan birisi tanbecik yapısı diğeri ise dalga yapısıdır. Tanecik teorisi, ışığın foton denilen ufak parçalardan meydana geldiği görüşüdür. Fotonların ortaya koyduğu lazer ışığı; tek renkli olması, dağılmadan dümdüz gitmesi, birbirlerine belirli bir uyum içerinde bağlı olması gibi özellikleri taşır.

Lazer ışığının dalga yapısı, basit bir sinüs dalgası olarak kabul edilir. Hızı saniyede 300.000.000 metredir. Tıpta kullanılan lazerleri; kristal (Yag türleri, gaz), gaz ( Argon, Excimer, Kripton), boya (dye) ve yarı iletken (diyot) lazerler olarak ayırmak mümkündür. Kristal lazerlerden olan Nd: yag 1064 nanometrelik quartz cam fiber optik kablolardan geçirilen kablolardan göz cerrahisinde, hem de diğer cerrahi branşlarda en çok kullanılan lazerlerden birisidir. Yag lazerin sıklıkla kullanıldığı alan katarakt sonra suni merceği saran kapsülün matlaşarak görüntüyü olumsuz olarak etkilenmesinin ortadan kaldırılmasıdır. Posteriör kapsülotomi denen bu tedavide tek bir darbeli Nd: yag lazer, kapsülün matlaşan arka tarafına odaklanmakta ve orada nano saniye mertebesinde bir patlama elde edilmektedir. Bu patlamanın netivesinde kapsül delinmekte ve hastanın görmesi anında iyileşmektedir. Ayrıca artan göz içi basıncının kontrol altına alınması amacıyla gözün iris adı verilen ön tabakasında bir delik açılması da yine Nd:yag lazer ile yapılmaktadır. Modern bazı lazerler arasında en çok kullanılanları argon kripton excimer ve karbondioksit lazerleridir. Argon lazer özellikle diabetik retinapati denilen şeker hastalığına bağlı retina kanamalarının önlenmesinde önemli yer tutar.

Şeker hastalarının görmelerinin zayıflamasına ve hatta körlüğe sebebiyet veren retinal damarların yayılmasının engelleme tedavisinde rutin bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Argon lazer ayrıca retina yırtıklarının ve göz içi basıncının düşürülmesinde de kullanılmaktadır. Erken tanı yırtık küçükken konulabilirse yırtığın kenarına yapılacak bir dizi lazer atışıyla ayrılma önlenebilmektedir. Trabeküloplasti denilen uygulamayla göz içi sıvısının akımına direnç azalır ve göz içi basıncında düşme sağlanır.